Milli Savunma Bakanlığı Himayelerinde ve Cumhurbaşkanlığı destekleriyle bu sene gerçekleştirilen IDEF’25’in ne anlama geldiğini Güvenlik Bilimleri Analisti Onur Dikmeci’ye sorduk.
İşte yanıtlar:
IDEF, Cumhurbaşkanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı gibi pek çok devlet bileşenini bir araya getiren ve bugüne kadar oldukça profesyonel düzenlenen bir savunma fuarıdır. Büyük organize niteliğinden dolayı iki yılda düzenlenen fuar bu sene Beylikdüzü’nde değil İstanbul Fuar Merkezi ve Yeşilköy’de icra edilmiştir. Bunun sebebi ise fuarın yaklaşık yüzde yirmi büyümesi ve eski yerine sığmaması. Yerli ve yabancı askeri personel ve meslek ilgililerinin bulunduğu fuarda katılımcılar ve ziyaretçiler görsel serginin dışında ikili ve çoklu görüşmelerde bulunmakta bazı savunma/güvenlik mutabakatlarında bulunmaktadırlar. Bu bu işin ayrıntısıdır. Esas önemli olan devletin savunma kapasitesinin global boyutta anlatılmasıdır.
Dikmeci: Geçmiş Yıllarda Kırılan Milli Gururumuz IDEF Gibi Organizasyonlarla Tamir Oluyor
IDEF’in bana göre önemli bir misyonu da geçmiş yıllarda kırılan milli gururumuzun tamir edilmesinde rol oynamasıdır. Türkiye geçmiş yıllarda Düşük Yoğunluklu Çatışma/DYÇ yaşıyordu ve bürokraside farklı paralel yapılanmalar mevcuttu. Bu sebeple savunma kapasitesi gelişemiyordu. Bu siyasi bir eleştiri değildir. O dönemdeki siyasetçi ve bürokratların ekseriyetinin iyi niyetli olduğuna inanıyorum. Fakat bir de gerçek var. Yıllarca Kıbrıs’a çıkartma yapamadık çünkü çıkarma gemimiz yoktu. İsrail’in Heronları bazı durumlarda kasıtlı olarak yanlış istihbarat paylaşıyordu. Sınırötesine terör operasyonlarımız akamete uğruyordu. Üçüncü nesil savunma konseptiyle artık sadece üretmiyoruz ayrıca satıyoruz.
Bir de Türk güvenlik konseptiyle oluşturulan politik söylem arasında bağ olduğunu söyleyebiliriz. 2002 yılında sınırlı sayıda savunma şirketi vardı ve savunmada özel girişim sınırlıydı. Şu anda 3500’ün üzerinde şirket var. Bu şirketler doğrudan ya da dolaylı MSB ve Cumhurbaşkanlığı gibi makamlarla kimi zaman ortak projeler yürütmek durumunda. Ve bir eşgüdümde var. Dolayısıyla özellikle dış politika-güvenlik konseptinin ardında binlerce şirket ve milyarlarca dolarlık üretim-ihraç konsensusu var. Bu konsensusun iç siyasette bir değişimle son bulması bana göre mümkün değil. Bu sebeple 2030’ların ortalarına kadar normal şartlar altında iç siyasette değişimde beklemiyorum.
