19 C
Ankara

Akşener: ”İYİ Parti, hakkını arayan her kadının daima yanında olacaktır”

Önceki gün grup toplantısında konuşan İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Ak Parti’nin üst düzey kadrolarının milletimizee tepeden baktığını ifade ederek kirli zihniyetlerini dışarıya teker teker vurmaya başladıklarını belirtti. Akşener, “İster bir gün sonra, ister 10 yıl sonra söylesin. Hakkını arayan her kadın onurludur. İYİ Parti, hakkını arayan her kadının daima yanında olacaktır.” dedi.

Özlem Zengin’e Tepki

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener konuşmasında: ”Bir Ak Parti milletvekili, üstelik de, kadın bir milletvekili, çıktı, Ak Parti’ye göre onurlu kadının tarifini yaptı. Tacize, tecavüze, utanmazlığa maruz kalan kadınlar için, utanmadan, “Onurlu kadın bir sene beklemez, ertesi gün şikayet eder” dedi. Yani bu arkadaş diyor ki; “Tacize, tecavüze uğrayan kadın susuyorsa, susmak zorunda kalıyorsa, onursuzdur.” “Aradan zaman geçtikten sonra konuşuyorsa, yine onursuzdur.” Milletin vekili olduğunu iddia eden bir insanın sözlerine bakar mısınız? Bir iktidarın milletinden nasıl uzaklaştığına bakar mısınız? Şu utanmazlığa bakar mısınız? Gerçekten ibretlik…” diye belirti.

Akşener’in konuşmasından satır başları:

*Bu arkadaşların siyaset anlayışında makbul olan liyakat değil, cehalet olduğundan, 

Özellikle, bilmedikleri, anlamadıkları konularda, üst perdeden konuşmayı marifet sayıyorlar.

Doğrusunu anlatmak da, mecburen bizlere düşüyor…

*Bu arkadaşların, bilimle pek ilgileri olmadığını biliyoruz ama,

psikologlar, araştırmacılar diyor ki;

“Kadınların yaşadığı travma ne kadar ağırsa, ortaya çıkması da o kadar zordur.”

“Toplum baskısı ne kadar ağırsa, bu konuları konuşmak da o kadar zordur.”

*Daha da ötesi, bu vizyonsuz arkadaşların dünyada olan bitenden de haberi yok.

Bütün dünyada, kadınlara cesaret aşılayan bir “meToo” hareketi var.

“meToo” hareketi, toplumun baskısından korkan, binlerce taciz mağduru kadına cesaret verdi.

*10 yıldır, 20 yıldır saklanan taciz olaylarının ortaya çıkmasına vesile oldu.

Ama tüm bunlar, torunu yaşındaki bir kadın siyasetçiye, sırf kendinden değil diye, 

“vitrin süsü” diyebilen bir genel başkan, ve onun meclis grup başkanvekilinin umurunda bile değil.

*Cinsel tacize, tecavüze uğrayan kadınlar için, başvuru süresi mi var?

3 iş günü içinde şikayetçi olmayana, namussuz mu diyeceksiniz?

Kadın haklarını içine sindiremeyen erkekler yetmedi, bir de seninle mi uğraşacağız?

Zihniyetiniz batsın.

İYİ Parti, hakkını arayan her kadının daima yanında olacaktır.

Onlar bıraksa da, onlar size onursuz dese de, biz sizin yanınızdayız. 

Sizi asla yalnız bırakmayacağız.

AK Partili Özhaseki’ye sert tepki 

* Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı’nın, akıl almaz sözleriyle şahit olduk. Bu yönetici çıktı, bu ülkenin 6 milyon vatandaşına “Allah belanızı versin.” dedi.

* Milletine bela okuyan bir siyasetçi. Bu Türk siyasi tarihinde bir ilk. Bu Türk siyasi tarihinde utançla hatırlanacak bir terbiyesizlik.

* “Nereden nereye geldi Türkiye”, değil mi? Dün kendinden olmayana terörist diyen bu zihniyet, Bugün, işi iyice abartıp, kendine oy vermeyene bela okur hale geldi.

* Böyle devlet yönetilmez. Buradan, başta Sayın Erdoğan’ı ve partisinin yöneticilerini, ciddiyete ve sorumluluklarının farkına varmaya çağırıyorum.

Titanic Batıyor Farkındayız

* Evet, işler sizin için kötüye gidiyor, biliyoruz. Evet, ateş bacayı sarmış, panik halindesiniz, görüyoruz. Evet, Titanik batıyor, farkındayız. Ama ne olursa olsun, böyle çıkışlar yapamazsınız. Sırf gündem yaratmak için, bu memleketin toplumsal dokusuna böyle zarar veremezsiniz.

* Böyle azgınlık, böyle izansızlık olmaz. Kendinize gelin. O densiz genel başkan yardımcısını da hemen görevden alın, partinizde mümkünse insan görmeyeceği, eline mikrofon verilmeyeceği bir yere koyun.

* Değerli milletvekilleri; Bu Cumhuriyet kolay kurulmadı. Ödenen bedelleri hatırladıkça, saygı duymak için o kadar çok nedenimiz var ki…

* Bu vesileyle, başta, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, Cumhuriyete giden yolun taşlarını döşeyen kahramanlarımızı, bir kez daha, saygı, rahmet ve minnetle anıyorum. Cumhuriyetimiz, bütün kurumlarıyla, her bir vatandaşıyla, çok büyük bir hazinedir.

Devlet aklına sahip olmak için de, önce devletin ne olup, ne olmadığını bilmek gerekir. Ne var ki, Sayın Erdoğan ve yıldızlar karması ekibinde bunu maalesef göremiyoruz. 

Sözlerimizi devlete yapılmış bir saldırı olarak lanse ettiler

Meral Akşener: ”Gara’daki, 16 şehit verdiğimiz kahreden olayın ardından, milletimizin gerçekleri bilme hakkı olduğunu dile getirmiştik. Milletimizin bu hakkını hatırlatınca, devlet ciddiyetiyle gereğini yapmak yerine,  Sözlerimizi devlete yapılmış bir saldırı olarak lanse ettiler. Talebin muhatabı ülkeyi yöneten hükümetti. Oysa onlar, muhatabı devlet saydılar. Çünkü kendilerini devlet sanıyorlar. AK Parti ve matruşka gibi iç içe geçtikleri çeşitli boyutlardaki ortakları, devlet değildir. Devlet kanundur, devlet kurumdur. Siyasetçiler gelir geçer, Türk Devleti, Ebed Müddettir. Her geçen gün eriyen partilerinin, seçim kazanma stratejilerine devlet politikası denmez. Çünkü, partizanlıkla devlet, tamamen farklı şeylerdir. Bu yasalara uyduğunuz sürece, hükümet olarak, ancak devletin bir organı olursunuz. Hükümet olarak eylemlerinizi, sözlerinizi yasa yerine koyamazsınız. Parti trolü gibi hareket eden atanmışlarınızın, abuk sabuk sözlerini, devlet aklı diye satmaya çalışamazsınız. Uyguladığınız her saçma sapan politikayı da, “devlet politikası olarak” meşrulaştıramazsınız.” diye belirtti.

Türkiye’yi o beş müteahhidinize mahkum etmeyin

Akşener: ”Bakın, ilk günden bu yana ısrarla takip ettiğimiz, her fırsatta gündeme getirdiğimiz bir konu var: “İşsizlik bu kadar artarken, esnafımız siftah yapamaz halde, kapısına kilit vururken, çalışanlarımız ve emeklilerimiz enflasyona ezdirilirken, Türkiye’yi o beş müteahhidinize mahkum etmeyin.” diyoruz. “Yolcu garantileriyle milletin hazinesini yağmalatmayın.” diyoruz. “Millete, dövizini liraya çevir derken, o beş müteahhite dövizle ödeme yapmayın, sözleşmeleri gözden geçirin.” diyoruz. Türk milletinin hazinesinden milyarlarca lirayı, gözlerini kırpmadan, eşe dosta yandaşa dağıtıyorlar. Millete hepi topu, “53 milyar lira destek olduk” diye övünürken,  o beş müteahhide bunun kat kat üstünde garanti parası ödüyorlar. ” dedi.

* Havalimanlarını işleten şirketlerin, 2020 yılı içinde düzenlenen ve vadesi 31 Ocak’a ötelenen faturalarının iptaline karar verdi.

* 2021-2022 dönemine ait kira bedellerinin de 2 yıl boyunca, yüzde 50 indirimli uygulanmasına karar verdi.

* Mesela, yıllık 1 milyon 300 bin yolcu garantisi verdiği havaalanını, sadece 7 bin 235 yolcu kullanınca, milletin kesesinden 60 milyon lira ödeyen iktidar, bununla da yetinmeyip, fatura iptal edip, kirada indirim yaptı.

* Beş bin lira, 10 bin lira, kira ödeyen esnafımıza, 750 lira kira yardımı yapan iktidar, bu kararla, o beş müteahhidine milyarlarca liralık kıyak yaptı. Yine milletini duymadı.

* Sayın Erdoğan millete gelince cebinde akrep var müteahidine gelince buyur dükkan senin diyorsun. Utanmadan yokluk çeken milletinin adına çay atıyorsun. Yazıktır, günahtır. Seni o makamlara getiren o kodamanlar değil millettir millet.

* Senin artık milletimize verecek bir şeyin kalmadı. Bunu kabullen artık. Algı karın doyurmuyor Sayın Erdoğan. Siyaset iletişimiyle ay sonu gelmiyor. Yapay gündemler faturaları ödemiyor.

* Karar merci yalnızca millettir. Sen bu kafayla gitmeye devam edersen bu cefakâr millet seni sandıkta aya değil eve gönderecek haberin olsun.

Engelleri yaratan aslında idareciler

Ülkemizdeki dezavantajlı gruplar içinse, sorunlar maalesef daha da büyük.

Mesela engelli vatandaşlarımız, iş fırsatlarından, kent mimarisine kadar birçok alanda sorun yaşıyorlar. Bakın, Türkiye’de görme engelli, ortopedik engelli, işitme engelli milyonlarca vatandaşımız yaşıyor. Resmi kayıtlara göre 2 buçuk milyon, bağımsız araştırmalara göre ise, 

9 milyona yakın engelli vatandaşımız var. Biz bu insanlarımıza engelli diyoruz. Ancak biraz yakından bakınca, kendilerini dinleyince görüyoruz ki,  engelleri yaratan aslında idareciler.

Ülkemizin, şehirlerimizin, sokaklarımızın, hepimizin ortak yaşam alanı olduğunu unutuyoruz.

Aslında engel olan bizleriz.Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi’ne de imza atılmış, ama adım atılmamış. Tanıdık geliyor mu? Aynı İstanbul Sözleşmesi’nde olduğu gibi.

Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesine imza atıyorsan, bunun gereğini yapacaksın.

İmza attığın sözleşmenin, tek bir maddesini bile es geçmeden, gerekenleri harfiyen uygulayacaksın. Devlet ciddiyeti, bunu gerektirir. Engelli Hakları Sözleşmesi’nde de görüyoruz.”diye ifade etti.

“Engellidir yapamaz, engellidir çalışamazdan” 

*Ülkemizde engelli olup çalışmak isteyenlere yönelik iktidarın bakış açısı, 

“engellidir yapamaz, engellidir çalışamazdan” öteye geçmiyor. 

*İşte o nedenle, engellilerimiz, yıllardır korumalı iş yerlerinde istihdam edilmeye çalışılıyor. 

Oysa, engelli istihdamını, yalnızca korumalı iş yerlerine bırakmak, engelli vatandaşlarımızın niteliklerini, yeteneklerini, becerilerini, üretime yapacakları katkıyı, 

tamamen yok etmek demektir. 

*Bu yanlış bakış açısı, kendisini en fazla kamu kurumlarında gösteriyor. 

İktidar, sanki hiç engelli avukat, mühendis, doktor, yazılımcı, nitelikli işçi yokmuş gibi, 

tüm engellileri, bir blok halinde, nitelikli olmayan işçi sınıfında görüyor. 

Bu durum da, “sana iş verdik daha ne istiyorsun” diyerek, kendi mesleğini yapmak dışında bir talebi olmayan engellileri, hayata daha da küstürüyor. 

*Engelli vatandaşlarımızın çilesi burada da bitmiyor.

İstihdamda yaşadıkları sorunlar yalnızca işe girişle sınırlı değil. 

Çalıştıkları süre boyunca engelliler, iş sağlığından, yeterli ekipman desteğine kadar, onlarca sorunla baş etmek zorundalar. 

*Tüm bunlara ek olarak, engellilerin 15 yıl çalıştıktan sonra emeklilik hakları olduğu için, 

bazı şirketler, 15 yılın ardından, onları zorunlu emekli etmeye çalışıyor.

Buradan engelli vatandaşlarımıza seslenmek istiyorum. 

Sizler bizim için önemlisiniz

*“Saygı görmek ve onurlu bir yaşam mücadelesi için desteklenmek.” istiyorsunuz. 

Bize göre kalkınan, zenginleşen, mutlu bir Türkiye, ancak toplumun her kesimini kapsayacak bir büyüme modeli ile mümkündür. 

*Size çok daha iyi bir hayat kalitesi sunacağımızın sözünü veriyoruz. 

*Peki, iktidar olduğumuzda, İYİ Parti olarak biz ne yapacağız? 

*İşe ilk olarak, engelli vatandaşlarımıza yönelik bakış açısını değiştirmekle başlayacağız. 

Biz, “Hem engellisin, hem de maaş alıyorsun, daha ne istiyorsun?” demeyeceğiz. 

Biz, “Topluma daha fazla katkı vermen, için ne yapabiliriz?” diyeceğiz. 

*Kamuda engelli kotasını yüzde 6’ya, özel sektörde ise yüzde 4’e çıkarıp, 

“Eşit işe Eşit Ücret” yasasını hayata geçireceğiz. 

*İktidarın, tüm engellileri, niteliksiz işgücü olarak gören, sadakacı zihniyetine son verip, engelli vatandaşlarımıza, mesleki olarak kota verilmesini sağlayacağız.

*Özel sektördeki kotanın uygulanmasını da, cezalarla değil, teşviklerle sağlayacağız. 

Özel işyerlerinin, erişilebilir olmasını sağlayacak, çalışan engelli vatandaşlarımızın, yeterli ekipmana ulaşabilmeleri için, devletin sağladığı tüm olanakları sunacağız. Engelli bireylerin, iş yerlerinde sömürüyle karşılaşmaması için, etkili şikâyet mekanizmalarını kurup, denetimleri sağlayacağız. 

*Çalışmak isteyen her vatandaşımızın, becerisine, yeteneğine ve ilgi alanına göre, işe yerleştirilmesini sağlayacağız.

Yalnızca Türkiye’ye özgü olan, yüzde 40’ın altını engelli görmeme durumunu, ortadan kaldıracağız. 

*Çünkü bizim anlayışımıza göre, hak, bir ihtiyaçtan kaynaklanır, ve engellilerin ihtiyaçları da yüzdeler ile değerlendirilemez. Bu açıdan engellilik oranlarını, yüzdeler olarak değil, “hafif”, “orta”, ve “ağır” olarak belirleyip, haklardan yararlanma konusunda, büyük farklılıkların oluşmasının önüne geçeceğiz.

*“Engelli Veri Tabanı’nı” kurarak yapılacak yatırımları, sağlanacak destekleri, 

engelli vatandaşlarımızın engel türüne, yaşadıkları bölgeye, gelir dağılımlarına göre belirleyip, adaletli bir biçimde sunacağız. Bu süreçte, daha önce desteklerden faydalanan hiçbir engelli vatandaşımızı da, mağdur etmeyeceğiz. 

“Destekli İstihdam Modeli”

Akşener: ” Biz, İYİ Parti olarak, hiçbir vatandaşımıza, “yapamaz, beceremez, edemez” demeyiz. Biz, yeterli fırsatlar sağlandığında, milletimizin her bir ferdinin, her işin altından, alnının akıyla kalkabileceğini, her işi başarabileceğini biliyoruz. Bunun için de, “Destekli İstihdam Modelini”, bir an önce hayata geçireceğiz. Biz insanımızın engelleri yerine, kapasitelerine odaklanacağız. Destekli istihdam modelini uygulayıp, onları işe yerleştireceğiz.Kendilerini geliştirmelerine imkan sağlayıp, destek aldıklarından emin olacağız. Tüm bunlara ek olarak, İş verenler, İş Koçları ve Engelli STK’ları arasındaki koordinasyon için, “Engelli İstihdam Koordinasyon Merkezleri’ni” kuracağız. Tüm bu süreçte, günümüz teknolojisinin sunduğu, tüm imkanlardan yararlanacağız. Bugün bir yazılım mühendisi, ya da çağrı merkezi operatörü, işyerine gitmeden de şirketine katkı sunabiliyor. Yeni teknolojileri kullanarak, engelli vatandaşlarımızı bu işlere yönlendirip, İsterlerse, işyerine gitmeden çalışmaları için, gerekli altyapıyı sağlayacağız. Daha da önemlisi, ulusal ve uluslararası eğitim kurumlarıyla iş birliği yaparak, engelli öğrencilerimizin çevrimiçi eğitimler yoluyla diploma ve sertifika almalarını sağlayıp, onları yüksek nitelikli işlere yönlendireceğiz.”diye ifade etti.

- REKLAM -